BİR TOPLANTIDAN GERİDE KALANLAR
Geçenlerde beş altı yıldır hukuk fakültesi dış danışma kurulu üyesi olarak görevli akademisyenlerle ortaklaştığımız yıllık toplantıya katıldım. İtiraf edeyim ki genç akademisyenlerle birlikte olmaktan mutlu oluyorum. Her birini saygı ve rahmetle andığım zamanımın hocalarından daha çağcıl , düşüncelerini özgürce ortaya koyan genç akademisyenlerin sosyo -politik ve sosyo- ekonomik olumsuz ortam ve devam eden savaşlar, insanlığa karşı işlenen suçlar , katliamlarla kararan dünyada dolu dizgin bilimsel çalışmalarını sürdürebiliyorlar. Schostakowich'in 2. harp yıllarındaki Alman saldırıları altındaki Leningrat' da bir şehrin faşizme karşı direnişini senfonileştirirken gösterdiği çabaları anımsadım. Konu hukukta yapay zekaya gelince bu alanda çalışmalar sürdüren genç akademisyen görüşlerini açıklayıp tartışma açılınca hukukta yapay zekanın kullanımının zorunlu dersler arasına alınması gerektiğini ileri sürenler oldu. Bilgisayar kullanıyorum. Teknolojiye ve teknolojik gelişmelere karşı değilim. Ne ki insanı öncelemeyen ve geri plana atan her gelişme insanı ve insanlığı bitirecektir. kolaycılığı ve kopyacılığı teşvik eden bu uygulamaların sonuçları ile ilgili yapılan bir araştırmada yapay zekanın sürekli kullanımı beynin billişsel yetilerinin %40 'ına yakınının kaybolduğu saptanmış. Toplantının ertesinde ofisimde gerçekleştirdiğimiz sabah toplantısında üniversitedeki yaşadıklarımı anlatınca çalışma arkadaşım Berna bu konudaki özgün düşüncelerini şöyle sonlandırdı. " İnsan ve insanlığa teknolojiyle eşit yatırım yapılmalı. Teknolojiye ağılık verilmesi halinde gün gelecek teknoloji bana bütün yatırımları yaptın , şimdi seni de alıyorum, diyecek." Robotik dünyada değil insanlarla ve insani ilişkilerin egemen olduğu bir dünyada, benim dünyamda yaşamak istiyorum.
